×

Hayat Her şeye Rağmen Güzeldir

umut

Hayat Her şeye Rağmen Güzeldir

Gerçekten hep denildiği gibi, hayat her şeye rağmen güzeldir. İnsan en umutsuz bir durumda bile bir kaldırım kenarında betonun içinde yükselmiş bir çiçeği görerek, yeniden bir anlık bir yaşama sevinci duyabilir.

Çağdaș 20. yüzyıl Japon edebiyatının “hırçın çocuğu, büyük bir deha” olarak nitelenen ve döneminin en önemli yazarlarından birisi olarak kabul edilen Yukio Mişima’nın bazı kitaplarını okudum. Onun da yalın ve akıcı bir dili var. Özellikle kısa öyküleri çok etkileyiciydi.

İlginçtir o da bazı Japon yazarlar gibi ününün zirvesindeyken geleneksel yöntemle intihar ederek yaşamına son veriyor. Üstelik daha 45 yaşındayken bunu yapıyor. O, şöyle yazıyor:

“Kendine acımanın emin limanına çekilmek,
kendini trajik bir kurban gibi görmek,
bütün kaçış yolları tutulmuş insanların
başvurduğu eski bir hiledir …” * 

Yukio Mișima

Gerçekten de öyle değil mi? Çoğu insanın hayatı bilinçli ya da bilinçsizce kendine acımakla geçiyor. Kendimize acıyoruz. Kendimiz hep mağduruz; hep hakkı yenen, hep haklı olan yalnızca biziz. Hep her şeyin en iyisi, en temizi biziz. Ve bizim dışımızda kalan insanlar ya duyarsızlar, beş para etmezler, aptallar, ya da haksızlar.

Çünkü kendini sürekli haklı görmek, sürekli mağdur olduğunu, haksızlığa uğradığını düşünmek de kendine acımanın bir yoludur. Bu, kendisini kurban hissetmenin bir yoludur. Sürekli başkalarından şikâyet eden ve onları suçlayan insan, kendisinin de hiçbir șeyden sorumlu olmadığını düşünür. Aslında çoğunlukla tam da tersidir. Kendisi de diğerleri kadar her şeyden sorumludur.

“Bu arada kiraz ağaçları çiçek açmaya başlamıştı, ama kimsenin onları seyretmeye vakti yoktu sanki.” ** (Mişima: age, sayfa 146.)

Görmeyi görebilmek

Belki de görmeye gerek olmayan birçok șeyi görmeye çalıştığımızdan, hayatın içinde görmemiz gereken şeyleri gözden kaçırıyoruz. Gerçekliği tıpkı elimizden kayan balıklar gibi yitiriyoruz. Ve gelen baharı görmüyoruz. Ayrıca çiçek açan ağaçları, yolları ve hatta kendimizi bile fark etmiyoruz.

Her gün, her dakika kendimize hayatı zehir etmekle geçiyor. Mazoşist bir biçimde acı çekmekten zevk alıyoruz. Dünyada hayatı zehir etmeye yetecek kadar şey oluyor: Haksızlıklar, savaşlar, afetler, ve daha birçok şey… Ama bununla yetinmiyor, bir de kendimize hayatı zehir ediyoruz. Yaşadığımız her dakika bize işkence oluyor.

Yaşadığımız bir dakikalık mutluluk bile utanılacak bir şeymiş gibi geliyor. Oysa hayat diyalektik bir bütündür. Bir savaşın ortasındayken bile bir çiçeğin güzelliğinin farkına varabilen insanlar vardır.

Bir dönem kendisi de bir Nazi toplama kampında kalmış olan psikiyatrist ve nörolog Viktor E. Frankl bu deneyimini “İnsanın Anlam Arayışı” başlıklı muhteşem kitabında anlatır. O, hayatın bir toplama kampında bile bir anlam, bir umut, bir çıkış arama olduğuna değinir. En umutsuz anlarda bile insanın hayatın içinde bir anlam bulabileceğini kendi tanıklığıyla dile getirir. Frankl, bir insanın toplama kampında bile yaşama sevinci ve umudunu kaybetmeyebileceğini anlatır.

Belki bunun için görebilmek, farkında olabilmek, detaylara dikkat edebilmek yeterlidir.

En umutsuz anlarda bile unutmayalım: Hayat her şeye rağmen güzeldir.

Erol Anar

1 Ekim 2025 tarihinde ‘erolanar.online’da yayınlanan yazımın bir bölümü. “Kitlelerin zihinlerindeki kafesler ve komplocu zihinler” başlıklı yazımın bir bölümü. Gözden geçirildi ve biraz geliştirilerek yayınlandı.

* Yukio Mișima: Bir Maskenin İtirafları, Can Yayınları, Çevirmen: Zeyyat Selimoğlu, İstanbul 2019, sayfa 166.

** Mişima: age, sayfa 146.

https://www.kitapyurdu.com/kitap/insanin-anlam-arayisi/131878.html?srsltid=AfmBOoqN_RryzTlFdhUeKQTPgDo3jRGduAt1LuMWIWMTs3PVK0xIPXIe

Görsel: Gabriela Palai, Pexel.

Share this content:

Yorum gönder

error: Content is protected !!