Mutlak Doğru’ya Olan Ölümcül Tutkumuz
Ne yazık ki mutlak doğru’ya ölümcül bir şekilde bağlıyız. Bir yazar bu konuda şöyle yazıyor:
“Hiçbir șey belirsizliği kesinlik kadar besleyemez.” *
Oysa her şeyin kesinliğinden ne kadar eminizdir? Hakikatin, doğrunun, gerçeğin bize ait gördüğümüz kısmının mutlak olduğundan kesin olarak emin değil miyiz?
Ve bu kesinlik bize her şeyi, onu anında açıklayacak formüllere indirgememize yol açar. Bütün hakikati tek bir kelimeyle açıklarız. Bütün savaşları, o bölgesel çelişkileri, bin yıllardır devam eden çatışmaları, her şeyi tek bir kelimeye indirgeyip açıklarız. Ve bunu o kadar kesinlikle yaparız ki hızımıza kimse yetişemez.
Mutlak doğru arayışımız
Aslında bu, düşünmememizden kaynaklanan bir durumdur. Olguların, kavramların, olayların kendi içindeki özgünlüğünü ve ilişkisini sorgulamadan; konjonktürel ve tarihsel gerçekliğini ortaya koyamıyoruz. Ve onu analiz etmeden her şeyi kendimizce formüllerle açıklıyor ve formüllere indirgiyoruz.
Ve işin ilginç yanı, ne kadar da bunların doğruluğundan eminiz. Ve bu da aslında bizi tamamen bir farkında olmasak da belirsizliğe itiyor.
İdeolojiler, inançlar, dünya görüşleri v.s. aslında birer mutlak doğru arayışıdır ve mutlak doğru’nun bireye ve kitlelere bir nevi empoze edilmesidir.
Bilinmezliğe olan korkumuz
Yalnızca mutlak doğru’ya, hakikate, kendi gördüğü gerçekliğe inanan insan, diğer insanları küçük görür; onları kurtarılması, aydınlatılması gereken varlıklar olarak kendi mantalitesinde betimler. Tabii ki bunu yapacak olan kişiler de o ve onun gibi düşünenlerdir.
Bilinmezliğe olan korkumuz nedeniyle sığındığımız kesinlik ve mutlak doğrularımız bizi bir bilinmezlik okyanusunda boğuyor, yok ediyor veya anlamsız kılıyor.
İşin trajik yanı ise bunun farkına varmamamızdır.
Erol Anar
14 Aralık 2024 tarihinde erolanar.org’da yayınlanan “Gece Notları: Mutlak doğruya olan ölümcül tutkumuz bizi tüketiyor” başlıklı yazımdan bir bölüm.
Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Konuyla bağlantılı diğer bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Görsel: Waldrebell, Pixabay.
* Adam Phillips: “Değişmeyi İstemek Üzerine”, Ayrıntı Yayınları, Çev: Aydın Çavdar, İlk yayın tarihi: Mart 2021, İstanbul, s. 66.
Share this content:



Yorum gönder